Geçmişi Anlamadan Bugünün İnşasını Okumak İnsanlığın yaptığı en kalıcı şeylerden biri, taş üstüne taş koyarak yalnızca yapılar değil, aynı zamanda ilişkiler, sınıflar ve emek düzenleri inşa etmesidir. İnşaatta “amele” olarak adlandırılan emeğin tarihsel karşılığına bakarken aslında sadece bir meslek grubunu değil, üretimin en eski biçimlerinden bugüne uzanan toplumsal dönüşümün kendisini inceleriz. Bu kavram, farklı dönemlerde farklı adlarla anılsa da özünde hep aynı soruya bağlanır: Bir yapıyı ayakta tutan şey taş mı, teknik mi, yoksa o taşları yerinden oynatan insan emeği mi? Antik Dönem: Emek ve İmparatorlukların Görünmeyen Gücü Bugün Amele birliği nedir hakkında bilinmesi gerekenleri Ciki yaklaşımıyla ele alıyoruz. Antik…
Yorum BırakGünlük Satırlar Yazılar
Havai Fişeği Patlatmak Yasak mı? Şehirde Gürültünün, Güvenliğin ve Eşitsizliğin Gölgesinde Bir Tartışma Ciki olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Havai fişeği patlatmak yasak mı” konusunda sizin yanınızdayız. İstanbul’da 29 yaşında, bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak günlük hayatımda en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, kamusal alanın ne kadar kırılgan olduğu. Bir yanda kutlamalar, düğünler, maç sevinçleri; diğer yanda korkan çocuklar, panikleyen hayvanlar, travması tetiklenen insanlar… Özellikle geceleri aniden patlayan havai fişek sesleri, sadece bir “eğlence” meselesi değil; aynı zamanda kamusal düzen, güvenlik ve sosyal eşitlik tartışmasının tam ortasında duruyor. “Havai fişeği patlatmak yasak mı?” sorusu bu yüzden…
Yorum BırakZihnin Sahiplik Algısı: Seydişehir Alüminyum Fabrikası Üzerinden Psikolojik Bir Okuma İnsan zihni, dünyayı yalnızca olduğu gibi değil, nasıl “sahip olunduğu” üzerinden de anlamlandırır. Bir fabrikanın kime ait olduğu sorusu bile, aslında salt ekonomik ya da hukuki bir merak değildir; bilişsel çerçeveler, duygusal çağrışımlar ve toplumsal temsillerle örülmüş çok katmanlı bir algı sürecinin ürünüdür. Bu yazıda Seydişehir Alüminyum Fabrikası üzerinden, “Seydişehir alüminyum Fabrikası kime aittir?” sorusu psikolojinin üç temel ekseninde ele alınacaktır: bilişsel psikoloji, duygusal süreçler ve sosyal etkileşim dinamikleri. Ancak mesele yalnızca bir mülkiyet sorusu değildir; aynı zamanda insan zihninin karmaşık anlam üretme biçimlerinin bir yansımasıdır. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Sahiplik…
Yorum BırakKültürlerin Merceğinden Bir Soru: “Ambar hapı etkisi ne kadar sürer?” İnsan toplulukları, yalnızca maddi nesneleri değil; anlamları, sembolleri ve deneyimleri de taşır. Bir maddenin bedende yarattığı etki kadar, o maddeye yüklenen anlam da kültürden kültüre değişir. Bu yüzden “Ambar hapı etkisi ne kadar sürer?” gibi bir soru, yalnızca biyolojik bir merak olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir anlatı olarak da ele alınabilir. Farklı coğrafyalarda saha gözlemleri, insanların benzer maddeleri nasıl farklı ritüeller, kimlikler ve toplumsal bağlamlar içinde konumlandırdığını gösterir. Bu bağlamda mesele yalnızca süre değildir; mesele, deneyimin nasıl anlamlandırıldığıdır. Antropolojik bakış: madde, anlam ve toplumsal bağlam Merhaba! Ciki sayfamızda bugün…
Yorum Bırak2024’te grida kilosu ne kadar? ve değişen ekonomik algının arka planı Ankara’da yaşayan, 28 yaşında ve gündelik hayatını hem ekonomik dalgalanmaları hem de geleceğin nasıl şekilleneceğini düşünerek kuran biri olarak son zamanlarda tuhaf bir şekilde “2024’te grida kilosu ne kadar?” sorusuna takıldım. İlk bakışta sadece basit bir piyasa sorusu gibi duruyor: bir balığın kilogram fiyatı. Ama biraz derine indikçe bunun aslında gıda ekonomisi, tüketim alışkanlıkları, iklim değişikliği ve hatta sosyal sınıf yapısı hakkında çok şey anlattığını fark ediyorsun. Grida, özellikle Ege ve Akdeniz mutfağında değerli kabul edilen bir deniz ürünü. 2024 yılına geldiğimizde ise fiyatı sabit bir sayıdan çok, dalgalanan…
Yorum BırakKelimenin, yalnızca bir şeyi anlatmak için değil, aynı zamanda onu yeniden kurmak için var olduğu bir dünyada, her üretim biçimi bir metne, her fabrika bir anlatıya, her madde ise kendi sessiz hikâyesine dönüşür. Ciki ekibiyle Alüminyum eşyalar nelerdir konusunu bugünlük burada bırakıyor, sizi diğer yazılarımıza davet ediyoruz. Arslan Alüminyum Ne İş Yapar? Edebiyatın Malzemeyle Kurduğu Görünmez Bağ Sanayi üretimi çoğu zaman teknik terimlerle açıklanır: ekstrüzyon, profil üretimi, yüzey kaplama, alaşım işlemleri… Ancak edebiyatın gözünden bakıldığında tüm bu süreçler, yalnızca metalin şekil değiştirmesi değil, aynı zamanda anlamın da yeniden yazılmasıdır. Arslan Alüminyum, endüstriyel alüminyum profil üretimi, yapı sistemleri ve mimari çözümler…
Yorum BırakKatalanca kimler konuşur? Konuya İzmir usulü yaklaşım “Katalanca kimler konuşur?” sorusu ilk bakışta sanki coğrafya dersinde öğretmenin ansızın fırlattığı ve herkesin tavana bakarak düşünmeye başladığı o tip sorulardan biri gibi geliyor. Hani bildiğini sanıyorsun ama emin olamıyorsun ya… İşte tam öyle. Ben İzmir’de yaşayan, gün içinde “ben bu işi niye bu kadar ciddiye alıyorum” diye kendi kendine söylenip sonra yine aynı ciddiyetle devam eden biriyim. Bu yüzden böyle konular açıldığında beynim ikiye bölünüyor: biri ciddi araştırma modu, diğeri “bunu arkadaş grubunda anlatsam kesin güleriz” modu. Katalanca meselesi de tam olarak o iki modun ortasında bir yerde duruyor. Katalanca kimler konuşur?…
Yorum BırakDeğerli Ciki okurları, bu içerikte Alzheimer yüzde kaç rapor alır ile ilgili en önemli başlıkları bir araya getirdik. Engelli Raporu Almak İçin İlk Ne Yapılır? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Analiz Toplumsal düzeni anlamaya çalışan bir bakış açısından engellilik meselesi, yalnızca tıbbi bir durum ya da idari bir prosedür değildir. Devletin bireyleri nasıl tanımladığı, hangi kategoriler üzerinden hak dağıttığı ve hangi sınırlar içinde “vatandaş” kabul ettiği sorularıyla doğrudan bağlantılıdır. Engelli raporu süreci de bu bağlamda yalnızca bir sağlık belgesi değil, aynı zamanda meşruiyet üreten bir devlet pratiğidir. Bir bireyin “engelli” olarak tanınması, teknik olarak hastanelerde başlayan bir süreç gibi görünse de…
Yorum BırakKayseri’de Bir Anahtar Kaybının İçimde Açtığı Boşluk Bir anahtarı kaybetmenin bu kadar büyütülecek bir şey olduğunu düşünmezdim. İnsan bazı şeyleri hep “sonra hallederim” diye erteliyor ya, ben de öyleydim. Kayseri’nin o sert kış sabahlarından birinde, cebimde olması gereken şeyin yokluğunu fark ettiğimde, hayatım bir anda küçük ama tuhaf bir kırılma yaşadı. Sanki çok büyük bir olay olmamıştı ama içimdeki huzur bir yerden sessizce çekilip alınmış gibiydi. O gün işe geç kalmıştım. Aslında sıradan bir pazartesiydi; alarm çalmış, ben ertelemiş, sonra telaşla evden çıkmıştım. Ama kapıyı kilitledikten sonra elim cebime gittiğinde o tanıdık metal ağırlığı yoktu. Önce anlamadım. Sonra tekrar yokladım.…
Yorum BırakÇiçeklerin dibine karbonat dökülür mü? Sorusu Bugün Neyi Anlatıyor? Merhabalar! Ciki olarak “Çiçeklerin dibine karbonat dökülür mü” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız. Günlük hayatın içinde basit görünen bazı sorular var ki, aslında insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele veriyor. “Çiçeklerin dibine karbonat dökülür mü?” sorusu da benim için tam olarak böyle bir yerden başlıyor. Ankara’da yaşayan, beton binaların arasında balkonuna sığdırmaya çalıştığı küçük bir yeşil alanla nefes almaya çalışan biri olarak bu soruyu ilk duyduğumda sadece pratik bir merak gibi gelmişti. Ama zaman geçtikçe fark ettim ki mesele sadece bir bitki bakım yöntemi değil; doğayı ne kadar anladığımız, hatta ona…
Yorum Bırak